İmam Doktor

İmam Doktor

İMAM DOKTOR MASALI

Bugün “İmam Doktor” adlı masalımızı değerli çocuklarınız için hazırladık. (İmam Doktor) adlı eseri çocuklar için severek hazırladık.. kadinvari.com dan “İmam Doktor” masalımızı okumadan çıkmayın…

İyilik varmış kötülük yokmuş. Günlerden bir gün çiçek kasabasında bir çocuk dünyaya gelmiş. Uzun zamandır bir çocuğu olsun isteyen anne, Allah’ın izniyle isteğine kavuşmuş. Bu anne, bir oğlu olsunda doktor olsun istermiş. Herkese “benim oğlum doktor” diyerek gururlanmak istiyormuş.

Çocuğunu her sevişin de “doktor oğlum benim” diye hitap ediyormuş. Çocuğun babası ise “Hanım dur bakalım, hele çocuk büyüsün ne olmak istediğine kendisi karar versin” dese de, annenin gönlüne söz dinletemiyor muş.

Gel zaman git zaman Yusuf adında ki oğulları büyümüş. Yusuf o kadar temiz yüzlü o kadar iyi yürekli bir çocukmuş ki, kasabanın en sevilen çocuğu olmuş. Eli poşet dolu halde pazardan dönen komşu teyze görse hemen ellerinden yüklerini alıp, evlerine kadar götürüyormuş.

Marketi için gelen kolileri taşımaya çalışan amcalara yardıma koşuyormuş. Sokakta arkadaşlarıyla oyunlar oynarken, kenarda onları izleyen çocukları da oyuna alıyormuş.

Kitap okumayı çok seviyormuş. Kitap okudukça hayal kurmaya başlıyormuş. Bir gün Yusuf’un bu kadar çok kitap okumasını gören camii hocası Yusuf’un yanına gelmiş;

-Yusuf yine kitap okuyorsun bakıyorum da..

-Evet hocam, kitaplar benim arkadaşım gibiler..

Maşallah sana. Allah daim etsin. Benim sana söyleyeceğim başka bir konu vardı?

-Tabi ki hocam buyurun sizi dinliyorum.

Gördüğüm kadarıyla çok iyi niyetli bir çocuksun. Aynı zamanda da kitap düşkünüsün. Demem o ki, gel sana Kur’an-ı Kerim öğreteyim de şu bilgili adımlarına ilmini de kat olmaz mı?

Aslında çok da güzel olur hocam. Aileme de sorayım sonra size cevap vereyim olur mu?

Tabi ki tabi ki.. tekrar görüşürüz öyleyse..

-Allah’a emanet olun hocam görüşürüz..

Bu teklif Yusuf’un çok hoşuna gitmişti. Neden daha önceden aklına gelmedi diye düşünüp durdu. Yusuf daha 10 yaşındaydı. Ama yaşından çok daha olgun davranıyordu. Bu teklifi hemen ailesine söyledi ve olumlu yanıt aldı. Derken Yusuf Kur’an-ı Kerim okumayı öğrendi ve aklında hangi mesleği yapmak istediği canlanmıştı. Yusuf İmam olmak istiyordu.

İnsanlara hem iyiliği hem Kur’an-ı hem de Peygamber Efendimiz (S.A.V) ‘i anlatmak istiyordu. Evet kararını vermişti. Herkes ona İmam Yusuf diyecekti. Bu düşüncesini ailesiyle de paylaştı.

Anne baba sizlere bir şey demek istiyorum. Ben İmam olmak istiyorum. İmam olmak için hangi okul okunması gerekiyorsa ona da gitmek istiyorum.

Oğlunun imam olmak istediğini duyan anne şaşkına döndü;

Olmaz oğlum olmaz. Sen doktor olacaksın. Herkesi iyileştireceksin. Hastaların olacak, herkes sana Doktor Yusuf diyecek.

Amaa anneee. Ben doktor olmak istemiyorum ki. Hiç ilgimi çekmiyor. Doktor olmak isteyenler olsun. Ben İmam olmak istiyorum lütfeeen.

Bu konuşmalara şahit olan baba;

-Oğlum annen sen doğduğundan beri seni doktor oğlum diye seviyor. Belki bu mesleği de seversin, bir denesen olmaz mı?

-Baba ben kararımı verdim. İmam olmak istiyorum.. İmam imam imaaaam..

Bu sözler karşısında çılgına dönen annesi;
Olmaaz doktor olacaksın. Ben bu kasaba da doktor annesiyim diyerek gezeceğim. Hatta lise kaydını hemen tıp olarak yaptıracağım.

Bu sözler karşısında çaresiz kalan Yusuf, annesini dinlemek zorunda kalır. Ve aradan seneler geçer. Yusuf tıp bölümünü annesinin istediği gibi okumuş doktor olmuştu. Kasabadan taşınıp İstanbul’a yerleşmişlerdi. İstanbul’da doktorluğa başlayan Yusuf, öyle bir konuma gelmişti ki İmam olmak isteyen Yusuf’tan eser yoktu. Kendisini tamamen dünyalığa kaptırmıştı.

Her gelen hastasına ilaç yazıyor, kendisinin iyileştirdiğini düşünüyordu.

Aradan bir sene daha geçmişti. Yusuf bir gün hastane odasında otururken bir hastası yanına geldi. Gelen 9-10 yaşlarında bir erkek çocuktu.

Doktor abi merhaba.

-Merhaba. Neyin var bakalım?

-Benim boğazım ağrıyor, midem bulanıyor. Annem ısrarla sana gelmemi söyledi.

-İyi etmiş iyi etmiş. Zaten bu hastanenin en iyi doktorları arasındayım. Gelmekle iyi etmişsin.

Ardından çocuğu muayene eden doktor Yusuf, ilaç yazar.

-Sen bu ilaçları kullan hiçbir şeyin kalmaz. İlaçlar hemen seni iyileştirir..

-Allah izin vermezse ilaçlar bana ne yapabilir ki doktor abi?

-Orasını karıştırma şimdi. Bu ilaç çok kuvvetli. İçtiğin an faydasını göreceksin.

-Allah’tan başka güç ve kuvvet yoktur!

-Kızıyorum ama ya. Sen benim yazdığım ilacı al iç iyileş. Neden uzatıyorsun!

-Bu kadar sinirlenmene gerek yoktu doktor abi. Ben sadece ilacı vesile kılan ve bizleri Yaradan Allah’ı unutmamalıyız demek istiyorum.

-He he tamam tamam öyle olsun. Allah’ın izniyle kullan bunları hiçbir şeyin kalmaz oldu mu? hadi bakim hadi bekletme diğer hastaları.

-Dalga geçmek sana hiç yakışmıyor. Adın çok güzel ama ahlakın güzel olamamış, doktor olmuşsun ne fayda!

-Bak çocuk benim asabımı bozma! Beğenmiyorsan başka doktora gidersin oldu mu? Ahlakı senden mi öğreneceğim?!

-Yoo benden değil ama bizlerin vesilesiyle Allah sana öğretecek. Tabi sen istersen eğer. Doktor olmak o kadar güzel bir meslek ki.. Ancak doktorluğunu güzelliğe çevirmek de senin elinde.

-Ne yani ben güzel doktor değil miyim? Güzele çevirmek de ne demek?

-Mesela ben doktor olmak istesem ki ben İmam olacağım İnşallah! Eğer ki doktor olsaydım, insanlara iyi davranır, onlara Hakkı tavsiye ederdim. İlaç yazıyorsam “Allah izin verirse size fayda verir” derdim. Şifayı Allah’tan isteyin, Allah dilemedikçe ilaç size bir şey yapmaz derdim. Ruhunuz için haplara sarılmak yerine namaza sarılın derdim. Psikolojiniz bozulduysa hemen doktora gitmek yerine Kur’an ayetleriyle şifa bulmaya adım atın derdim. Yani kısacası ilim reçetesi yazardım.

Bu sözler karşısında zorlukla yutkunan Doktor Yusuf;

-Odamdan çık.. diyebildi güçlükle..

Yaşı küçüktü ama söylediği sözler büyük izler bırakmıştı Yusuf’ta. Sanki dünyası altüst olmuş gibi morali bozulmuştu. Bir anda kendi çocukluğunu, okuduğu kitapları, ettiği yardımları hatırlayıverdi. Beyninde deprem oluyormuş gibi sarsılmaya başladı. Çocuk Allah’ın izniyle Yusuf’un kalbine su dökmüştü. Onu girdiği şu dünyalık kibrinden bir anda çekivermişti.

Odasından hızla dışarı çıkan Yusuf, bugün kimseye bakamayacağım rahatsızım deyip evine gitti.
Annesi;

Oğlum senin neyin var? Neden geldin bu saatte?
Yusuf annesine bugün olanları anlattı ve;

-Neden imam olmama izin vermedin? Neden beni zorla doktor yaptın anne?

Oğlum bak fena mı oldu, kariyer sahibi oldun. Herkes sana doktor diye hitap ediyor.

Kariyer sahibi oldum ama ilim sahibi olamadım anne! Bugün o çocuk bana benliğimi hatırlattı. Ne kadar da kibir sahibi olmuşum, ne kadar bencil olmuşum. Neden bunları görmüyorsun neden neden… Ben doktorluğu bırakacağım ve yarım kalan ilmime devam edeceğim!

-Oğlum sakın, oğlum yapma dinle beni..

Annesini dinlemeden evden çıkmıştı Yusuf. Bir yandan ağlıyor bir yandan eski oturdukları kasabaya gitmeye karar verdi. Kasabaya varan Yusuf, derhal Kur’an öğreten camii imamını aradı. Emekli olan imamın ev adresini kasaba muhtarından almıştı. Derken Yusuf imamın yanına vardı;

-Merhaba hocam ben geldim.. Yılların geçmesiyle kendini unutan Yusuf geldi.. dedi ve başını öne eğdi

-Yusuf, sen misin oğlum? Benim zeka küpü Yusuf’um sen misin gerçekten?

-Evet hocam benim. Ama bıraktığınız gibi değilim. Ben İmam değil doktor oldum. Kendimi unuttum. Rabbimi unuttum. Ama şimdi…

-Oğlum gel hele bir çayımı iç.. Anladığıma göre çok pişman olmuşsun. Bu da güzel bir adım. Peki şimdi ne yapmayı düşünüyorsun?

Doktorluğu bırakmayı düşünüyorum ama aklım çok karışık. Senden akıl almak için geldim aslında.

Ooo işte bu olmaz be oğlum. Doktorluğu bırakman hiç doğru değil. Senin birkaç güzel sözüne ihtiyacı olan hastaları ne olacak? Onların vebalini nasıl alacaksın? Yok yok olmaz. Sen şimdi doktorluğuna devam edeceksin. Ama kendi ibadetinden de asla vazgeçmeyeceksin. Hastalarına Hakkı ve sabrı tavsiye edeceksin. Onlara asıl yaşama gayemizi anlatacak ve hastalıklarının arkasında ki hikmeti anlatacaksın. Yani doktorluğunu ilme çevireceksin. Anlaştık mı?

Allah sizden razı olsun hocammm. Yüreğime su serptiniz. Bundan sonra benim adım İmam Doktor!

Yusuf artık benliğini bulmuştu ve hastanesine geri döndü. Hastalarıyla arası hayli düzelmişti. Günden güne hastaları artıyor ve her gelen teşekkür ediyordu. Bir yandan ilim anlatıyor bir yandan doktorluğunu sürdürüyordu. İşte Yusuf şimdi adına layık olmuştu!

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ